İzmir 9 Eylül
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923 tarihli bu sözleri, İzmir'in Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki stratejik ve sembolik rolünü vurgular. Şehir, hem jeopolitik değeri hem de direnişin ateşleyici gücü olarak Milli Mücadele'nin merkezinde yer almıştır.
Bizler ve İzmir için, Dokuz Eylül 1922 tarihi Otuz Ağustos’ta Afyon Kocatepe de başlayan Büyük taarruzun nihai bir sonucu olması dışında Anadolu’da emperyalist ve işgalci güçler ve onların piyonlarına karşı verilen bağımsızlık ve hürriyet savaşının bir göstergesidir.
Şanlı ordumuz, Kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Paşa ve Konuta kademesinin müthiş plan, koordinasyon ve yönlendirmeleri ile on günlük bir sürede işgalci Yunan ordusunu Ege’nin her yerinde yenerek ve darmadağın ederek İzmir’e ulaşmış ve Bayrağımız yeniden İzmir semalarında göndere çekilmiştir.
İzmir'in, 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu'da Millî Mücadele'nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul edilir. O tarihe kadar Anadolu'da işgallere karşı dağınık olan düşünce ve örgütlenme biçimleri mevcuttu. İzmir’in işgali, Anadolu insanın direniş ve karşı koyuş düşüncesini körüklemiş, İstanbul'da başlayan işgali protesto mitingleri Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar yayılmış, Damat Ferit Hükümeti’nin düşmesine sebep olmuştu.
Artık İzmir, Anadolu harekâtı için temel sembollerden biri haline getirilmişti ve İzmir'in işgaline karşı protesto mitingleri, her yıl işgalin yıl dönümlerinde, Anadolu'nun çeşitli kent ve kasaba merkezlerinde tekrarlanmakta; konu sürekli gündemde tutulmaktaydı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebelerinde Millî Mücadele'nin kazanılmasında önemli adımlar atılmıştı.
Mustafa Kemal Paşa da 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir Belkahve’ye karargahı ile birlikte ulaşır. İncir ağacının altında durarak Kadifekale’de şehit kanı ile oluşturulan Türk bayrağının İzmir’de dalgalanmasını uzun uzadıya seyre dalar. İzmir'in Kurtuluşu, 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu Türk ordusunun Yunan işgali altındaki İzmir'e 9 Eylül 1922'de girmesini belirten önemli tarihi bir terimidir.
İzmir, kırk yüzyıllık bir ata yurdudur. İzmir, bu kadar derin bir tarihe sahip olmakla beraber coğrafî durumu sebebiyle ekonomik ve siyasî çok büyük bir öneme sahiptir. İşte bunun içindir ki, Türkiye’yi mahvetmek isteyen düşmanların, her şeyden evvel gözleri bu tarihî, bu önemli beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler, ondan sonra daha doğuya ilerlemişlerdir. İzmir’in işgali, bütün milletin kalbinde derin bir yara oluşturmuştur. Herkes İzmir için feryat ediyordu. İzmir, halkın elemlerini, feryatlarını, kararlılık ve imanını ifade etmek için bir parola olmuştu. Çeşitli görüş noktalarından çok değerli olan İzmir, elbette düşmanların elinde bırakılamazdı ve nitekim bırakılmadı.
Mustafa kemal ATATÜRK 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.84)
İzmir’in 9 Eylül 1922’de Türk ordusu tarafından kurtarılması, Büyük Taarruz ’un başarıyla tamamlanmasının bir göstergesiydi ve Yunan ordusunun Anadolu’daki savunma gücünü büyük ölçüde kırdı. Bu zafer, Batı Anadolu’daki işgalin sona ermesini sağladı ve Türk ordusunun stratejik üstünlüğünü pekiştirdi Fahrettin Altay komutasındaki 5. Süvari Kolordusu, İzmir’e ulaşan öncü birlikler arasında kritik rol oynadı ve şehrin farklı noktalarına Türk bayrağı çekildi.
Yunanlılara gelince. İzmir'in işgali sırasında öyle cinayetler işlemişlerdir ki, Yunanistan'ın müttefiki İtilaf devletleri tarafından teşkil edilmiş bulunan "İtilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu" üyeleri bile, 1919 sonbaharında bu vilayeti baştan başa katettikten sonra hazırladıkları raporda, Yunan makamları aleyhinde son derece ağır eleştirilerde bulunmuşlardır. Yunanlıların işgal ettiği bölgede her yaş ve cinsiyetten on binlerce Türk katledilmiş, bütün büyükbaş hayvanlar Yunanistan'a götürülmüş ve bölgeden yüzlerce bedbaht göçmen bölgemize itilerek bir çaresizliğe düşürülmüştür.
Mustafa Kemal Atatürk - 26 Şubat 1921
İzmir’in kurtuluşu, Millî Mücadele’nin askeri safhasının sona erdiğini ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin başarıyla sonuçlandığını simgeledi. Bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması ve sonrasında Lozan Barış Antlaşması sürecini başlatarak Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmasına zemin hazırladı
İzmir’in kurtuluşu, Anadolu halkında büyük bir moral ve özgüven artışı sağladı. İşgal yıllarında başlayan direniş ve protestolar, İzmir’in kurtuluşuyla birlikte başarıya ulaşmış oldu ve halkın bağımsızlık inancı güçlendi Kurtuluş, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda sembolik bir dönüm noktası olarak kabul edildi ve her yıl Dokuz Eylül’de törenlerle anılmaktadır. İzmir’in işgalden kurtarılması, Batı Anadolu’daki ekonomik ve sosyal düzenin yeniden kurulmasına olanak sağladı. Şehir ve çevresindeki üretim, ticaret ve ulaşım faaliyetleri yeniden canlandı, bölge halkı güvenli bir ortamda yaşamaya başladı
İzmir’in kurtuluşu, sadece bir şehrin işgalden kurtarılması değil, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması, Batı Anadolu’daki işgalin sona ermesi, ulusal bağımsızlığın pekişmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin hızlanması anlamına geliyordu Bu nedenle Dokuz Eylül, Türkiye tarihinde hem askeri hem de ulusal bağımsızlık açısından kritik bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
Artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı çok mukaddes bir topraktır.
Mustafa Kemal Atatürk - 11 Ekim 1925
Yararlanılan Kaynaklar: https://yenidenergenekon.com/, https://ataturkanlatiyor.com/, https://www.yeniankara.com.tr/, https://www.wikipedia.org/, https://tr.pinterest.com/, Ali Yurtseven tarih yazıları.
Ali Yurtseven
09.09.2026
Tepkiniz nedir?
Beğen
2
Beğenme
0
Aşk
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Sinirli
0
Yorumlar (0)