SAVAŞIN YENİ YÜZÜ
yüzyılın insanlığa vaat ettiği şey; teknoloji, refah, küresel iş birlikleri ve daha yaşanabilir bir dünya düzeniydi. Ancak bugün dünyanın farklı coğrafyalarına baktığımızda modern çağın en büyük çelişkilerinden biriyle karşılaşıyoruz: İnsanlık bilimde ilerlerken ahlaki olarak aynı hızda ilerleyemedi. Bunun en somut örneği ise son yıllarda giderek artan savaşlardır.
SAVAŞIN YENİ YÜZÜ: CEPHELERDE DEĞİL, VİCDANLARDA KAYBEDİLEN İNSANLIK
21. yüzyılın insanlığa vaat ettiği şey; teknoloji, refah, küresel iş birlikleri ve daha yaşanabilir bir dünya düzeniydi. Ancak bugün dünyanın farklı coğrafyalarına baktığımızda modern çağın en büyük çelişkilerinden biriyle karşılaşıyoruz: İnsanlık bilimde ilerlerken ahlaki olarak aynı hızda ilerleyemedi. Bunun en somut örneği ise son yıllarda giderek artan savaşlardır.
Rusya-Ukrayna ile başlayan küresel ekonomik kırılmalar henüz tam anlamıyla onarılamamışken, İsrail–Hamas ile birlikte dünyanın gözleri bir kez daha yıkılan şehirleri, hayatını kaybeden sivilleri ve çaresiz çocukları izlemek zorunda kaldı. Savaş haberleri artık yalnızca televizyon ekranlarında değil; sosyal medya platformlarında anlık görüntüler, bombalama videoları ve yardım çağrıları olarak karşımıza çıkıyor. Fakat bu kadar görüntüye maruz kalmak, ne yazık ki insanlığı daha duyarlı hale getirmek yerine zaman zaman duyarsızlaştırıyor.
Medyanın savaş karşısındaki tavrı da ayrıca sorgulanmalıdır. Bazı ölümler dünya gündeminde haftalarca yer bulurken, bazı coğrafyalardaki trajediler birkaç haber bülteniyle geçiştiriliyor. Bu durum şu soruyu akıllara getiriyor: İnsan hayatının değeri coğrafyaya göre mi belirleniyor?
Savaşların temelinde çoğu zaman güç mücadelesi, enerji kaynakları, ideolojik çatışmalar ve siyasi çıkar hesapları bulunuyor. Ancak karar vericilerin masasındaki stratejik hamleler, sahada sıradan insanların yaşamlarını paramparça ediyor. Çocuklar yetim kalıyor, şehirler harabeye dönüyor ve toplumların hafızasında nesiller boyu sürecek travmalar oluşuyor.
Bugün asıl mesele hangi tarafın haklı olduğu tartışmasından öte, savaşın kendisinin ne kadar büyük bir insanlık yenilgisi olduğunun fark edilmesidir. Çünkü savaşta kazanan taraf ilan edilse bile gerçekte herkes kaybeder. Kaybedilen sadece toprak ya da ekonomik güç değildir; aynı zamanda insanlık vicdanıdır.
Dünya artık savaşları izleyen değil, onları önlemeyi başaran bir sistem kurmak zorundadır. Aksi halde gelecekte tarih kitapları bugünü anlatırken, teknolojik olarak gelişmiş ama vicdanen yoksullaşmış bir medeniyetten bahsedecektir. Ve belki de en acı gerçek şu olacaktır: İnsanlık, kendi elleriyle kurduğu düzenin enkazı altında kalmıştır.
SELMA SULTAN AKMELEK
Tepkiniz nedir?
Beğen
3
Beğenme
0
Aşk
1
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Sinirli
0
Yorumlar (0)